Uzun uzun yazıların hayranı değilim ve iş ilanı ararken bir sürü ıbıdık zıbıdık ütopik ilanlar okuduğunuzu biliyorum. Fantastik ‘title’lar ile gözünüzü boyamaya çalışan, aslında kötü bir şeyi size mükemmelmiş gibi satmaya çalışan bir İK uzmanı işe alım yazısı olmayacak bu. Tam olarak ne aradığımızı, adaydan neler beklediğimizi, size neler sunacağımızı, kim olduğumuzu anlatacağım. Hepsini de başlıklara böldüm, atlayarak da okuyabilirsiniz. Şimdi gelelim detaylara:

Kimiz:
Kartaca diye bir firmayız. Turkcell, Erdem Holding, Genpa, Demirdöküm gibi büyük ve köklü firmalar ile çalışıyoruz. Yabancıların dilinde bir software house yani yazılım eviyiz. Esas işimiz başka, yardımcı olması açısından yazılım yapan bir firma değiliz. Yazılım yapıp, bunu satıyoruz. Parkyeri çatısı altında kurulmuş başka bir şirketiz.

Neler sunuyoruz:
Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü gibi, aslında dağ başı olan, yeşillikler içerisinde, bir duvarı boydan boya kütüphane olan bir ofisimiz var. Sizin için ne kadar önemli bilmiyorum ama, yüksek tavanlı ve ferah bir ofis, içerisinde ücretsiz faydalanabileceğiniz bir bisküvi ve gazoz dolabı var. Günümün önemli bir kısmını burada geçirdiğim için yukarıdaki kriterler benim için önemli, sizin için bilmem.

Çalışanlarımıza yukarıda anlattığım ortam ve maaş dışında, yemek kartı ve yol masrafı veriyoruz. Kütüphaneye yeni kitap alıp okuma ve her ay artan eğitim bütçeniz ise cabası. Uyumayı seven insanlarsanız benim gibi, sabah saat 10′a kadar işe başlama hakkınız var. Toplamda da günce 8 saat ofiste olacaksınız, öğlen aranız 10 dakika olmuş, 3 saat olmuş, size kalmış bir şey.

Ne Bekliyoruz:
Sizden ne beklediğimize gelince, gayet dürüst olacağım. Sizi kahraman yapacağız, inanılmaz mutlu olacağınız bir ortam sunacağız, önünüz çok parlak falan filan bunların hiç birine girmeyeceğim, benim işim değil. Takımlar halinde çalışan, dinamik ve iletişim içinde olan bir ekibimiz var. Senden beklentimiz bu dinamiğe dahil olman, zıpçıktılık yapman değil. Eğer bu dinamiği bozuyorsan, seninle çalışmak istemiyoruz, ne kadar iş çıkarıyor olduğun da bizi ilgilendirmiyor, çünkü ortada yarattığın dert, getirini karşılamıyor. Cümle de kurabilmen ve derdini, düşünceni karşındakine anlatabiliyor olman da bizim için çok önemli.

Bunun yanında iş çıkartmanı tabii ki bekliyoruz. Ama iş çıkarmak derken, ben evimden çalışır, işimi zamanında teslim ettiğim sürece bana kim karışır mantalitesiyle de uğraşmak istemiyoruz. Dediğim gibi, takım halinde çalışıyoruz, sen de ya bunun bir parçası olursan ya da bizimle olmazsın.

Ona söylenen her şeyi birebir yapacak, kafasını çalıştırmayacak, sadece ona verilen sorumluluğu yapıp, gerisine karışmayacak birini gene istemiyoruz. Firma içinde yeni çalışan adaylara söylediğimiz bir şey vardır. Kartaca’da (Parkyeri’nde) eğitim verilmez, alınır. Yani biri bana bu eğitimi verecek, falan yok. Sen peşinden koşacaksın, onu alacaksın. Şirket içinde alacağın bütün sorumluluklar da böyle olacak, kimse sana sorumluluk vermeyecek, sen isteyeceksin, sırtlanacaksın.

Çok lanet bir ortam olduğundan, “Böyle iş mi olur?” diye düşünenleriniz çıkabilir, böyle! İş yapmak, kendini geliştirmek, öğrenmek, öğretmek isteyen insanlar ile çalışmak istiyoruz, bunun için de ince eleyip sık dokuyoruz.

Bu kadar şey yazdım, hala teknik olarak ne bekliyor olduğumuzu yazmadım. Teknik yeterlilik kazanılan bir şey, ama insanların kişiliklerini o kadar kolay değiştiremiyoruz. Ha her ikisi de olursa ne ala.

Teknik mevzu ile ilgili dipnotumu da düştükten sonra ne bilirsen iyi olur:

- PHP/Java/Perl
- Object Oriented Programming
- MySQL/PostgreSQL/Oracle
- HTML/CSS
- Javascript
- Unit Testing
- SVN/Git
- Linux

Yukarıda sıralanmış her satırdaki maddeler için bilginiz olduğunu varsayıyoruz. Framework’lere falan girmiyorum, onları ayrıca değerlendiririz. Ama en basiti bunlar. Hiç fikriniz yok ise fikrim yok diyebilirsiniz, öğretmeye açığız.

Teknik olmayan ama diğer beklentilerimize gelince:
- Kafası çalışan (Olabilecek en kaba tabir ile)
- Öğrenmeye, öğretmeye, kendini geliştirmeye istekli
- Ona söylenen şeyleri sorgulayan, beğenmediklerine sadace muhalefet yapmayan, kötü şeyleri düzeltmek için çözüm önerisinde bulunan
- Sonuç odaklı ama yolda yürürken bacağını da sakatlamayacak
- Şirket etkinliklerine katılıp, bizimle gülüp eğlenecek
- Gerektiğinde, gece olduğunda bizimle beraber oturup kodunu yazacak

şeklinde sıralanabilir. Görüşmeye geldiğiniz zaman yukarıdaki şeylere göre değerlendirileceksiniz ve gerçekten değerlendirileceksiniz. Her bir görüşme en az 1 saat sürüyor ve farklı aşamalardan geçiyor. Yani biraz hazırlıklı gelmeniz sizin için iyi olacaktır.

Çalıştığım yer ile ilgili başvurabileceğiniz kutsal bilgi kaynağı için: http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=parkyeri. Bir çoğu (özellikle görüşmeler ile ilgili söylenen şeyler Fibonacci hariç) doğru diyebiliriz.

Buraya kadar okudaysanız, zaten ilginizi çekmişimdir. Bize uygun olduğunuzu düşünüyorsanız, aşağıdaki soruya cevabınız ve CVniz ile birlikte insankaynaklari@kartaca.com adresine bir eposta gondermeniz yeterli. Bizim IK tayfası sizinle iletişime geçecektir.

Soruma gelecek olursak. Bana çok uzun olmayacak şekilde, Procedural Programmingin, Object Oriented Programmingden neden daha üstün (yanlış okumadınız) olduğunu anlatmalısınız.